KAZA SONUCU ARAÇLARDA MEYDANA GELEN DEĞER KAYBINA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

İzzet PEKSOY tarafından tarihinde yayınlandı

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/6128

K. 2005/2898

T. 28.3.2005

• ARAÇTA MEYDANA GELEN ARAÇ HASARI VE DEĞER KAYBI ( Gerçek Zarar Kapsamında İse de Aracın Tamiri Süresince Çalıştırılamaması Nedeniyle Oluşabilen Kazanç Kaybı veya İkame Araç Gideri Trafik Sigortası Kuvertürü Dışında Olduğu )• GERÇEK ZARAR KAPSAMI ( Araçta Meydana Gelen Araç Hasarı Ve Değer Kaybı – Gerçek Zarar Kapsamında İse de Aracın Tamiri Süresince Çalıştırılamaması Nedeniyle Oluşabilen Kazanç Kaybı veya İkame Araç Gideri Trafik Sigortası Kuvertürü Dışında Olduğu )• ÖLÜM VEYA CİSMANİ ZARAR ( Ancak Bir Şeyin Zarara Uğraması Halinin Teminat Kapsamında Olduğu – Aracın Uğradığı Hasar Teminat Kapsamında Kalırken Aracın Sigorta Ettireni Malikin Kazanç Kaybı İkame Araç Gideri Teminat Dışında Kaldığı )

ÖZET : Davacıya ait araçta meydana gelen araç hasarı ve değer kaybı gerçek zarar kapsamında ise de, aracın tamiri süresince çalıştırılamaması nedeniyle oluşabilen kazanç kaybı veya ikame araç gideri trafik sigortası kuvertürü dışındadır. Zira, hasar veren aracın trafik sigortacısı olan bu davalı, dava dışı işletenin 2918 sayılı KTK.nun 85/1 nci madde hükmünde yazılı hukuki sorumluluğunu aynı Kanun’nun 91/1 ncı maddesi uyarınca üstlenmiş olup, gerek 85/1 nci madde hükmü, gerekse zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartlarının 1 nci madde hükmü, ölüm veya cismani zararlar yanında ancak bir şeyin zarara uğraması halinin teminat kapsamında olduğunu öngörmüş bulunmaktadır. Diğer anlatımla, aracın uğradığı hasar teminat kapsamında kalırken, aracın sigorta ettireni malikin kazanç kaybı, ikame araç gideri teminat dışında kalmaktadır.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 7. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.12.2003 tarih ve 2003/157-2003/1170 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı Işık Sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:KARAR : Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı oldukları aracın, müvekkiline ait araca çarpması sonucu oluşan araç hasarı, değer kaybı ve ikame araç gideri olmak üzere toplam oluşan zarardan şimdilik 3.000.000.000- liranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Diğer davalıların vekilleri, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararı, davalılardan sigorta vekili temyiz etmiştir. Davacıya ait araçta meydana gelen araç hasarı ve değer kaybı gerçek zarar kapsamında ise de, aracın tamiri süresince çalıştırılamaması nedeniyle oluşabilen kazanç kaybı veya ikame araç gideri trafik sigortası kuvertürü dışındadır. Zira, hasar veren aracın trafik sigortacısı olan bu davalı, dava dışı işletenin 2918 sayılı KTK.nun 85/1 nci madde hükmünde yazılı hukuki sorumluluğunu aynı Kanun’nun 91/1 ncı maddesi uyarınca üstlenmiş olup, gerek 85/1 nci madde hükmü, gerekse zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartlarının 1 nci madde hükmü, ölüm veya cismani zararlar yanında ancak bir şeyin zarara uğraması halinin teminat kapsamında olduğunu öngörmüş bulunmaktadır. Diğer anlatımla, aracın uğradığı hasar teminat kapsamında kalırken, aracın sigorta ettireni malikin kazanç kaybı, ikame araç gideri teminat dışında kalmaktadır. Mahkemece, davacının hükme esas bilirkişi raporunda hesap edilen ikame araç giderine ilişkin istek kaleminin, mümeyyiz davalı sigorta bakımından reddi ile diğer kalemler bakımından istemle bağlı kalınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu giderin de bu şekilde ayrım yapılmadan hükme esas alınması doğru olmamış ise de, taleple bağlı kalınarak hükmedilen miktarın içinde bu istek kalemine ilişkin miktarın bulunmadığı kabul edilmek suretiyle, bu gerekçeler ve hüküm yerinde yazılı diğer gerekçelerle hükmün onanması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılardan sigorta vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 121.50 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.03.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/7270

K. 2009/2126

T. 13.2.2009

• ARAÇTA MEYDANA GELEN DEĞER KAYBININ TAZMİNİ TALEBİ ( Bilirkişi Raporunun Hasara İlişkin Olduğu – Taleple İlgili Olmayan Raporun Esas Alınarak Karar Verilemeyeceği )

• TRAFİK KAZASI SONUCUNDA ARAÇTA MEYDANA GELEN DEĞER KAYBI ( Davacının Talebinin Değer Kaybına İlişkin Olduğu – Taleple İlgili Olmayan Raporun Esas Alınarak Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

• TALEPLE BAĞLILIK İLKESİ ( Davacının Talebinin Değer Kaybına İlişkin Olduğu – Taleple İlgili Olmayan Raporun Esas Alınarak Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

ÖZET : Dava dilekçesinde; davalı yanın neden olduğu kaza sonucu davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin sigorta şirketi tarafından ödendiği; ancak, hasar nedeniyle aracın değer kaybına uğradığı belirtilerek aracın hasar görmesi nedeniyle meydana gelen değer kaybının ödetilmesi isteminde bulunulmuştur. Davacının istemi değer kaybına ilişkindir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda ise sadece araçta meydana gelen hasarın bedeli hesaplanmış; ancak, bu hasar nedeniyle oluştuğu iddia olunan değer kaybı konusunda herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Taleple bağlı olmayan raporun esas alınarak karar verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Davacı Murat K. ve Gönül K. vekili Avukat Mehmet Emin Aktar tarafından, davalı Nayif E. ve diğerleri aleyhine 25.01.2005 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.01.2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı Necmettin G. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2- Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan ve araçta meydana gelen hasardan dolayı değer kaybı nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılardan Necmettin G. tarafından temyiz olunmuştur. Dava dilekçesinde; davalı yanın neden olduğu kaza sonucu davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin sigorta şirketi tarafından ödendiği; ancak, hasar nedeniyle aracın değer kaybına uğradığı belirtilerek aracın hasar görmesi nedeniyle meydana gelen değer kaybının ödetilmesi isteminde bulunulmuştur. Davacı, hasar bedelinin ödetilmesi isteminde bulunmamıştır. Davacının istemi değer kaybına ilişkindir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda ise sadece araçta meydana gelen hasarın bedeli hesaplanmış; ancak, bu hasar nedeniyle oluştuğu iddia olunan değer kaybı konusunda herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen araç hasar bedelinin ödetilmesine karar verilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 74. maddesi gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği gözetilmeyerek araçta meydana gelen değer kaybı yerine hasar bedeline karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı Necmettin G. yararına BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 13.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/4686

K. 2006/8528

T. 21.11.2006

• TAZMİNAT DAVASI ( Davacılar Dava Dilekçesi İle Araçta Meydana Gelen Değer Kaybı Talep Edilmediği Halde Bilirkişi Raporu İle Belirlenen Değer Kaybı da Tazminata Dahil Edilerek Talepten Fazlaya Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu )

• ARAÇTA MEYDANA GELEN DEĞER KAYBI ( Talep Edilmediği Halde Bilirkişi Raporu İle Belirlenen Değer Kaybı da Tazminata Dahil Edilerek Talepten Fazlaya Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu )

• TALEPLE BAĞLILIK ( Tazminat Davası – Davacılar Dava Dilekçesi İle Araçta Meydana Gelen Değer Kaybı Talep Edilmediği Halde Bilirkişi Raporu İle Belirlenen Değer Kaybı da Tazminata Dahil Edilerek Talepten Fazlaya Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu )

• KREDİ KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ( Kuruluşuna İlişkin 1581 S.Y Md. 19 Gereğince Harçtan Muaf Olmasına Rağmen Harç Ödettirilmesine Karar Verilmiş Olmasının İsabetli Olmadığı )

• HARÇTAN MUAFİYET ( Kredi Kooperatifleri Birliğinin Kuruluşuna İlişkin 1581 S.Y Md. 19 Gereğince Harçtan Muaf Olmasına Rağmen Harç Ödettirilmesine Karar Verilmiş Olmasının İsabetli Olmadığı )

ÖZET : 1 ) Davacılar dava dilekçesi ile araçta meydana gelen değer kaybı talep edilmediği halde, bilirkişi raporu ile belirlenen değer kaybı da tazminata dahil edilerek HUMK.’nun 74. maddesine aykırı şekilde talepten fazlaya hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 2 ) Davalı T. Kredi Kooperatifleri Birliğinin kuruluşuna ilişkin 1581 sayılı yasanın 19. maddesi gereğince harçtan muaf olmasına rağmen harç ödettirilmesine karar verilmiş olması, isabetli değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılama sonunda:Davanın kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalılar İ. ve davalı T. Kredi Kop. Mersin Bölge Birliği vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalı T. Kredi Kop. Merkez Birliği Genel Müdürlüğüne ait, davalı İ. Karadağ idaresinde bulunan … … … plakalı aracın müvekkillerinin murisi R. ‘a ait … … … plakalı araca çarpması nedeniyle aracın onarımının mümkün olmadığını, 8.500.000.000TL’sı zararın meydana geldiğini, 7.580.000.000 TL’nin kaza tarihiden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılara verilmesini talep etmiştir.Çifteler Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/5 esas 10 karar sayılı dosyası ile araç maliki T. Kredi Kop.Mersin Bölge Birliği hakkında açılan davanın birleştirilmesine karar verilmiştir. Davalı Türkiye T. Kredi Kop.Genel Müdürlüğü vekili, araç maliki olmadıklarını, aracın sahibi olan Mersin Bölge Birliğinin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğunu, davanın husumet nedeniyle reddini istemiştir. Davalı T. Kredi Kop.Mersin Bölge Bir. vekili ve davalı İ. kusur oranı ve tazminat miktarını kabul etmediklerini, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre Türkiye T. Kredi Kop. Merkez Birliği Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın 5.783.49 YTL’ sı kısmının kabulü ile, davacılar Ş. için 1.619.37 YTL’nın S., S., R. ve A. için ayrı ayrı 694.02YTL’nın S., S. için ayrı ayrı 173.50 YTL’nın F. S., F. S., Ş. S., N. S. için ayrı ayrı 130.13YTL’nın T. ve S. için ayrı ayrı 260.26YTL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar İ. ve T. Kredi Koop. Mersin Bölge Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar İ. ve davalı T. Kredi Kop. Mersin Bölge Birliği vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı İ. ve T. Kredi Koop. Mersin Bölge Birliği vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacıya ait aracın hasar bedelinin belirlenmesi için yapılan delil tespiti dosyası raporunda, aracın tamirinin mümkün olmadığı belirlenmiş, mahkemece hükme esas alınan 17.01.2006 tarihli bilirkişi raporunda ise, aracın tamiri mümkün olduğunun kabulü ile hasar bedeli belirlenmiş, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı hususu değerlendirilmemiştir. Mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için bilirkişiden ek rapor alınarak aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. 3- Kabule göre de;

a ) Davacılar dava dilekçesi ile araçta meydana gelen değer kaybı talep edilmediği halde, bilirkişi raporu ile belirlenen değer kaybı da tazminata dahil edilerek HUMK.’nun 74. maddesine aykırı şekilde talepten fazlaya hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

b ) Davalı T. Kredi Kooperatifleri Birliğinin kuruluşuna ilişkin 1581 sayılı yasanın 19. maddesi gereğince harçtan muaf olmasına rağmen harç ödettirilmesine karar verilmiş olması isabetli değildir.

SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlere davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlere davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 21.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/827

K. 2005/1141

T. 7.2.2005

• TRAFİK KAZASI SONUCU OLUŞAN HASAR İÇİN TAZMİNAT TALEBİ ( Uzman Bilirkişi Raporunda Belirtilen Kusur Oranlarına Göre Hüküm Kurulması Gereği – Değer Kaybı Talebiyle Açılan Karşı Davada Sigorta Tarafından Ödenen Meblağın İçinde Değer Kaybının Bulunup Bulunmadığının Araştırılması Gereği )

• ARAÇTA MEYDANA GELEN DEĞER KAYBININ TAZMİNİ TALEBİ ( Trafik Kazası Sonucu Sigortanın Yaptığı Ödemenin Değer Kaybını da Kapsayıp Kapsamadığının Araştırılması Zorunluluğu )

• DEĞER KAYBI NEDENİYLE TAZMİNAT TALEBİ ( Trafik Kazası Sonucu Sigortanın Yaptığı Ödemenin Değer Kaybını da Kapsayıp Kapsamadığının Araştırılması Zorunluluğu )

• SİGORTANIN YAPTIĞI ÖDEMENİN DEĞER KAYBINI DA KAPSAYIP KAPSAMADIĞININ ARAŞTIRILMASI GEREĞİ ( Trafik Kazası Nedeniyle Araçta Meydana Gelen Değer Kaybı İçin Açılan Tazminat Davasında )

ÖZET : Dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük yoktur. Öte yandan davalı-karşı davacı, trafik kazası sonucu aracında meydana gelen maddi hasarın sigorta tarafından ödendiğini, ödenmeyen değer kaybını talep etmiştir. Sigorta tarafından yapılan ödemenin içinde değer kaybının olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece, taraflar arasında tanzim edilen sigorta sözleşmesi getirtilip, değer kaybının sigorta kapsamı içersinde olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı, karşı davacı Namık Şükrü Ergin vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkili idaresindeki 35 AYZ 58 plakalı araçla, davalıya ait olan 06 RM 858 plakalı araçların karıştığı trafik kazası sonucu müvekkili aracında hasar meydana geldiğini iddia ederek, 384.500.000 TL maddi zarar ve 500.000.000 TL değer kaybı olmak üzere toplam 884.500.000 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı kusurun karşı tarafta olup, tazminat talebinin mümkün olmadığını savunarak aleyhine açılan davanın reddi ile iş bu dava dosyasıyla birleştirilen 2001/25 esas sayılı dava dosyasıyla kazadan dolayı aracında meydana geldiğini iddia ettiği 400.000.000 TL değer kaybının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu, tarafların kur oranları ve sigorta şirketlerinden almış oldukları zarar miktarı neticesinde isteyebilecekleri alacak taleplerinin olmadığı gerekçesiyle her iki davanın da reddine karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı Namık Şükrü Ergin vekilince temyiz edilmiştir. 1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2-Davalı-karşı davacı dava dilekçesinde; trafik kazası sonucu aracında meydana gelen maddi hasarın sigorta tarafından ödendiğini, ödenmeyen 400.000.000 TL değer kaybını talep etmiştir. Sigorta tarafından yapılan ödemenin içinde değer kaybının olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; taraflar arasında tanzim edilen sigorta sözleşmesi getirtilip, değer kaybının sigorta kapsamı içersinde olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı, karşı davacı Namık Şükrü Ergin vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 7.2.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/1215

K. 2003/10021

T. 17.10.2003

• ARAÇTA MEYDANA GELEN HASAR ( Aracın 60.833 Km’de Yatak Sarması Nedeniyle Kullanılamamasından Doğan Zarar – Bilirkişi Raporunda Arızanın İmalat Hatasından Kaynaklandığı Bu Gibi Arızaların Ancak 600.000 Km’den Sonra Ortaya Çıkabileceğine Göre Talebin Kabulü Gereği )

• ARACIN YATAK SARMASI ( Bilirkişi Raporunda Arızanın İmalat Hatasından Kaynaklandığı Bu Gibi Arızaların Ancak 600.000 Km’den Sonra Ortaya Çıkabileceği/Muayene ile Anlaşılmasının Olanaksız Oluşu – Alacak Davası )

• ALICININ İĞFALİ ( Aracın 60.833 Km’de Yatak Sarması ve Bu Gibi Arızaların Ancak 600.000 Km’den Sonra Ortaya Çıkabileceği/Muayene ile Anlaşılmasının Olanaksız Olmasına Göre Alıcının İğfal Edilmiş Sayılması – Alacak Davasının 10 Yıllık Zamanaşımına Tabi Olduğu )

• ZAMANAŞIMI ( Aracın 60.833 Km’de Yatak Sarması Nedeniyle Aracı Kullanamamaktan Doğan Zarar – Aracın Muayene ile Anlaşılmasının Olanaksız Olmasına Göre Alıcının İğfal Edilmiş Sayılması/Alacak Davasının 10 Yıllık Zamanaşımına Tabi Olduğu )

ÖZET : Dava, davacının davalılardan Akdemir Otomotiv A.Ş’den satın aldığı aracın 60.833 Km’de yatak sarması nedeniyle yapılan onarım giderinin ve onarım süresince aracı kullanamamaktan doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. Araçtaki arızanın meydana geldiği km gözetildiğinde garanti kapsamında kaldığı kabul edilemez. Ne var ki, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda arızanın imalat hatasından kaynaklandığı bu gibi arızaların ancak 600.000 Km’den sonra ortaya çıkabileceği, muayene ile anlaşılması olanaksız olan ve kullanma ile ortaya çıkan bu halin özellikle verilen garanti karşısında BK.nun 207/son maddesi gereğince alıcının iğfali niteliğinde olduğu ve dolayısıyla 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulü gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı Toyota Oto San.A.Ş. vekilince duruşmalı, diğer davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Dava, davacının davalılardan Akdemir Otomotiv A.Ş’den satın aldığı aracın 60.833 Km’de yatak sarması nedeniyle yapılan onarım giderinin ve onarım süresince aracı kullanamamaktan doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. Satış Sözleşmesinin eki olan garanti belgesinin 1. maddesinde “Garanti süresi malın tesliminden başlar ve birinci yılı sınırsız kilometre olmak üzere iki yıl yada 50.000 Km ( hangisi önce gelirse )dır” şeklinde öngörülmüştür. Bu durumda araçtaki arızanın meydana geldiği km gözetildiğinde garanti kapsamında kaldığı kabul edilemez. Ne var ki, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda arızanın imalat hatasından kaynaklandığı bu gibi arızaların ancak 600.000 Km’den sonra ortaya çıkabileceği, muayene ile anlaşılması olanaksız olan ve kullanma ile ortaya çıkan bu halin özellikle verilen garanti karşısında BK.nun 207/son maddesi gereğince alıcının iğfali niteliğinde olduğu ve dolayısıyla 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru değil ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan hükmün HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca açıklanan nedenlerle onanması uygun görülmüştür.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 17.10.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/2841

K. 2005/1744

• TRAFİK KAZASINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT ( Davalı Kesinleşmemiş Ceza Dosyasındaki Kusur Oranına İtiraz Ettiğinden Taraf Delilleri Toplanarak Kusur Oranı Konusunda Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınması Gerektiği )

• DAVALININ KESİNLEŞMEMİŞ CEZA DOSYASINDAKİ KUSUR ORANINA İTİRAZ ETMESİ ( Taraf Delilleri Toplanarak Kusur Oranı Konusunda Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınması Gerektiği – Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat )

• ARAÇTA MEYDANA GELEN HASAR ( Davalı Vekili Kendilerine Tebliğ Edilmeyen Tesbit Raporuna Yargılama Sırasında İtiraz Ettiği – Mahkemece Davacı Hasarının Tesbiti Amacıyla Taraf Delilleri Toplanarak Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınması Gerektiği )

• TESPİT RAPORUNA İTİRAZ EDİLMESİ ( Davalı Vekili Kendilerine Tebliğ Edilmeyen Tesbit Raporuna Yargılama Sırasında İtiraz Ettiği – Mahkemece Davacı Hasarının Tesbiti Amacıyla Taraf Delilleri Toplanarak Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınması Gerektiği )

• TESPİT RAPORUNUN TEBLİĞ EDİLMEMESİ ( Davalı Vekili Kendilerine Tebliğ Edilmeyen Tesbit Raporuna Yargılama Sırasında İtiraz Ettiği – Mahkemece Davacı Hasarının Tesbiti Amacıyla Taraf Delilleri Toplanarak Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınması Gerektiği

ÖZET : Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 1-Davalı kesinleşmemiş ceza dosyasındaki kusur oranına itiraz ettiğinden taraf delilleri toplanarak kusur oranı konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekir.

2-Davacı aracında meydana gelen hasarla ilgili olarak tesbit dosyasındaki bilirkişi raporu dışında mahkemece yaptırılmış inceleme yoktur. Davalı vekili kendilerine tebliğ edilmeyen tesbit raporuna yargılama sırasında itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece davacı hasarının tesbiti amacıyla taraf delilleri toplanarak uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden alınacak rapora göre karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkiline ait 47 AY 276 plakalı araca davalılardan Dönüş uluslar arası Taşımacılık A.Ş’ne ait Namık Kemal’in sevk ve idaresindeki 06 AC 1339 çekici 06 AC 1340 Dörse plakalı araçla çarptığını belirterek 14.000.000.000.TL tazminatın davalı sigorta şirketlerinden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı Dönüş A.Ş vekili müvekkilinin kusursuz istenen tazminatın da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Namık Kemal Er vekili, müvekkilinin kusursuz olması nedeniyle davanın reddini savunmuştur. Davalı Yapı kredi Sigorta A.Ş vekili, davalının kusur oranı ile zararın ispatlanması halinde sorumluluk limitlerinin 20.000.000.000.TL olduğunu temerrüde düşürülmediklerinden faizin dava tarihinden başlaması gerektiğini savunmuştur. Davalı İşviçre Sigorta A.Ş vekili kusur ve hasar miktarının ispatlanması halinde sorumluluk limitleri olan 2.750.000.000.TL ile sınırlı olarak ödeme yapılacağını ancak faiz başlangıcının dava tarihinden olması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre davanın kabulü ile tahsilde tekerrüre sebep olmamak kaydı ile 14.000.000.000.TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun poliçe limiki ile sınırlı tutulmasına davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş yönünden 26.5.2004 tebliğ tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davalı İsviçre Sigorta A.Ş yönünden 1.6.2004 tarihinden itibaren yasal fazi yürütülmesine karar verilmiş, hüküm davalılar Dönüş A.Ş ile Namık Kemal vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

1-Somut olayda mahkemece kusur ve hasar miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmadan kesinleşmemiş Gaziantep Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/822 esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu ile Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/136 D.İş dosyasındaki 3.5.2004 tarihli hasar raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Davalı Dönüş Uluslararası Taşımacılık A.Şti ceza dosyasının tarafı olmadığı gibi rapora da itiraz etmiştir. Davalı Namık Kemal Er vekili de kesinleşmemiş ceza dosyasındaki kusur oranına itiraz ettiğinden taraf delilleri toplanarak kusur oranı konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.

2-Davacı aracında meydana gelen hasarla ilgili olarak tesbit dosyasındaki bilirkişi raporu dışında mahkemece yaptırılmış inceleme yoktur. Davalı Dönüş A.Şti vekili kendilerine tebliğ edilmeyen tesbit raporuna yargılama sırasında itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece davacı hasarının tesbiti amacıyla taraf delilleri toplanarak uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden alınacak rapora göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm isabetli görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Dönüş Uluslar arası Taşımacılık A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı görülen hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 01.03.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY  17. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/2424

K. 2008/5699

T. 23.12.2008

• TAZMİNAT DAVASI ( Araçta Meydana Gelen Hasar İle Kazanın Oluşum Şekli Arasındaki İlliyet Konusunda Yeni Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınması İçin Hükmün Bozulması Gereği )

• ARAÇTA MEYDANA GELEN HASAR ( Hasar İle Kazanın Oluşum Şekli Arasındaki İlliyet Konusunda Yeni Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınması İçin Hükmün Bozulması Gereği )

• BİLİRKİŞİ RAPORU ( Araçta Meydana Gelen Hasar İle Kazanın Oluşum Şekli Arasındaki İlliyet Konusunda Yeni Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınması İçin Hükmün Bozulması Gereği – Tazminat Davası )

• İLLİYET BAĞINA İLİŞKİN BİLİRKİŞİ RAPORU GEREKMESİ ( Araçta Meydana Gelen Hasar İle Kazanın Oluşum Şekli Arasındaki İlliyet Konusunda Alınması Gerektiği )

ÖZET : Dava, tazminat istemidir. Araçta meydana gelen hasar ile kazanın oluşum şekli arasındaki illiyet konusunda yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması için hükmün bozulmasına karar verilmiş; mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereği yerine getirilmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dava dilekçesiyle, davalı şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 40.000.00.-YTL’sı tazminatın başvuru tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 49.885.00.-TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, hasarın belirtilen kaza nedeniyle oluşmadığını, aracın daha önceden yandığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalının aracın kasko sigorta poliçesinin düzenlenmesinden önce hasarlandığını ispat ettiği, davacının hasarın poliçenin düzenlenmesinden sonra meydana geldiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece verilen 16.06.2005 tarih 2004/519E-2005/360 K. Sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 23.11.2006 tarih 2005/11291E.-2006/12151 K. sayılı ilamı ile araçta meydana gelen hasar ile kazanın oluşum şekli arasındaki illiyet konusunda yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması için hükmün bozulmasına karar verilmiş; mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereği yerine getirilmemiştir. Mahkemece öncelikle olaydan sonra düzenlenen 20.05.2004 tarihli görgü tespit tutanağını düzenleyen görevlilerin olayın meydana geliş şekli, olay yerine gittiklerinde araçtaki yangının durumu hususlarında beyanları alınmalı, davacı tarafından ibraz edilen belgeyi düzenleyen şirketin kayıtları üzerinde inceleme yapılarak tamirat yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise tarihi ve herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı gibi hususlar tespit edilmeli, konusunda uzman Karayolları Fen Heyeti veya İTÜ gibi kurumlardan seçilecek bilirkişi heyetinden, davalı tanıklarının beyanları ve davacı tarafından ibraz edilen belgeler ile ekspertiz raporu da birlikte değerlendirilerek araçta meydana gelen hasarın iddia edildiği şekilde gerçekleşen bir olayda meydana gelip gelmeyeceği hususunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınmalı sonucuna göre karar verilmelidir. Değinilen biçimde araştırma, soruşturma yapılmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 23.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/878

K. 2011/2014

T. 8.3.2011

• ARAÇTA MEYDANA GELEN HASAR BEDELİNİN TAHSİLİ ( Eylemin Suç Teşkil Etmesi Durumunda Ceza Zamanaşımının Uygulanacağı – Kaza Tespit Tutanağına Göre Kaza Yaralamalı Kaza Olup Ceza Zamanaşımı Süresinin Uygulanacağı )

• CEZA ZAMANAŞIMI ( Araçta Meydana Gelen Hasar Bedelinin Tahsili – Eylemin Suç Teşkil Etmesi Durumunda Ceza Zamanaşımının Uygulanacağı/Kaza Tespit Tutanağına Göre Kaza Yaralamalı Kaza Olup Ceza Zamanaşımı Süresinin Uygulanacağı )

• YARALAMALI KAZA ( Araçta Meydana Gelen Hasar Bedelinin Tahsili – Eylemin Suç Teşkil Etmesi Durumunda Ceza Zamanaşımının Uygulanacağı/Kaza Tespit Tutanağına Göre Kaza Yaralamalı Kaza Olup Ceza Zamanaşımı Süresinin Uygulanacağı )

ÖZET : Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedelinin de davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik kanunun 109/1. maddesi motorlu araç kazalarından doğan tazminat istemlerinin iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise eylemin suç teşkil etmesi durumunda ceza zamanaşımının uygulanacağı öngörülmüştür: Kaza tespit tutanağına göre kaza yaralamalı kaza olup ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı dikkate alınmadan davacı aracında meydana gelen hasar bedeli yönünden de davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükümün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalı şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı aracın ve müvekkiline ait aracın karıştığı kazada zarar gören üçüncü şahsa ait aracın kasko sigortacısı olan Axa Oyak Sigorta A.Ş’ne tüm hasar bedelinin ödediğini, davalı sigorta şirketi aynı zamanda üçüncü şahsa ait aracında kasko sigortacısı olduğundan davalı şirkete karşı sebepsiz zenginleşme sebebiyle müvekkilinin açtığı dava sonunda davalı şirkete sigortalı aracın %50 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini ancak müteselsil sorumluluk sebebiyle ödeme yapıldığından davanın reddine karar verildiğini belirterek müvekkilinin ödediği 7289 TL’nin %50 kusur oranına göre 3.644 TL’sının, müvekkiline ait araçta meydana gelen 1.300 TL hasar bedelinin ise 650 TL’nin kaza tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili zamanaşımı itirazında bulunmuş davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 2918 Sayılı yasanın 109. maddesi gereğince tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağı, davacının 30.7.2003 tarihinden itibaren zarar sorumlusunu bildiği bu tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.1-) Davacının karıştığı kaza sonucu davalı Axa Oyak Sigorta A.Ş.ne kasko sigortalı araç zarar görmüştür. Axa Oyak A.Ş. kasko sigorta kapsamında sigortalısına ödeme yapmış zarar sorumlusu olarak davacıya müracaat etmiş zararın tamamı 18.7.2003 tarihinde davacı tarafından sigorta şirketine ödenmiştir. Davacı Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi 2003/320 E. Sayılı dosyası ile kazada kendisinden başka 22 … … plakalı araç sürücüsünün de kusurlu olduğunu belirterek ödediği tazminatı davalı Axa Oyak Sigorta A.Ş.den geri istemiş, yapılan yargılama sırasında alınan 4.7.2005 tarihli bilirkişi raporunda davacının ve dava dışı araç sürücüsünün eşit kusurlu oldukları tespit edilmiş, mahkemece davacının diğer sorumlularla birlikte müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı taraf hükmü temyiz etmiş, hüküm temyiz incelemesi sonunda 5.3.2007 tarihinde onanmıştır. Davacı 25.11.2005 tarihinde kazada %50 oranında kusurlu bulunan 22 … … plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olan davalı Axa Oyak sigorta A.Ş hakkında rücu davası açmış, mahkemece 2918 Sayılı yasanın 109. maddesi gereğince ödeme tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki bilge ve belgelere göre davalı Axa Oyak Sigorta A.Ş. kazada zarar gören aracın kasko sigortacısı ve kazada %50 oranında kusurlu bulunan 22 … … plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısıdır. Davacı tarafından davalı Axa Oyak sigorta A.Ş. karşı aynı olay sebebiyle aynı alacağın tahsili için Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi 2003/320 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığı ndan davalı yönünden zamanaşımının kesildiğinin kabulü gerekir. Bu hale göre 18.7.2003 tarihinden başlayan zamanaşımı süresi ilk davanın açıldığı 30.7.2003 tarihinde kesilmiş ve mahkemenin her usulü işlemi ile kesilen zamanaşımı süresi yeniden başlamıştır. Açıklanan sebeple aynı davalıya karşı aynı alacak sebebiyle açılan dava zamanaşımını keseceğinden ve ilk dava hakkında 10.11.2005 tarihinde karar verilmiş olup davacı tarafından zamanaşımı süresi dolmadan 25.11.2005 tarihinde dava açılmış olduğundan zamanaşımı itirazının reddi ile davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2-) Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedelinin de davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesi motorlu araç kazalarından doğan tazminat istemlerinin iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise eylemin suç teşkil etmesi durumunda ceza zamanaşımının uygulanacağı öngörülmüştür: Kaza tespit tutanağına göre kaza yaralamalı kaza olup ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı dikkate alınmadan davacı aracında meydana gelen hasar bedeli yönünden de davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükümün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 8.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/7723

K. 2010/9624

T. 4.10.2010

• GÜMRÜKTE HACZEDİLEREK BEKLETİLEN ARAÇTA MEYDANA GELEN ZARARIN TAZMİNİ ( Hasardan Gümrük Müdürlüğünün Sorumlu Tutulamayacağı )

• ARAÇTA MEYDANA GELEN ZARARIN TAZMİNİ ( İcra Müdürlüğünün Haciz ve Yakalama Yazısı Uyarınca Gümrükte Bekletilen Araçta Meydana Gelen Hasardan Gümrük Müdürlüğünün Sorumlu Tutulamayacağı )

• NEDENSELLİK BAĞI ( Zarar Aracı Koruma Altına Almak Gibi Bir Görevi Bulunmayan Davalı İdarenin İşleminden Değil İcra ve İflas Yasası’nda Düzenlenen Koruma Önlemlerinin Alınmamış Olmasından Kaynaklandığı – Eylem İle Zarar Arasında Uygun Nedensellik Bağının Varlığından Söz Edilemeyeceği )

• İCRA MÜDÜRLÜĞÜNÜN HACİZ VE YAKALAMA YAZISI UYARINCA GÜMRÜKTE BEKLETİLEN ARAÇ ( Meydana Gelen Hasardan Gümrük Müdürlüğünün Sorumlu Tutulamayacağı )

ÖZET : Dava, icra takibi nedeniyle gümrükte haczedilerek bekletilen araçta meydana gelen zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Zarar, aracı koruma altına almak gibi bir görevi bulunmayan davalı idarenin işleminden değil, İcra ve iflas Yasası’nda düzenlenen koruma önlemlerinin alınmamış olmasından kaynaklandığından, icra müdürlüğünün yazısı gereğince işlem yaparak aracı gümrük sahasında park halinde bulunduran davalının eylemi ile zarar arasında uygun nedensellik bağının varlığından söz edilemez. Yerel mahkemece açıklanan yönler ve davalı idarenin eylemi ile uğranıldığı ileri sürülen zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunmadığı gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekir.

DAVA : Davacı C… Uluslararası Taş. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından, davalı Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığına izafeten Habur Gümrük Müdürlüğü Habur Gümrükler Başmüdürlüğü aleyhine 15/08/2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, icra takibi nedeniyle gümrükte haczedilerek bekletilen araçta meydana gelen zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı idare tarafından temyiz olunmuştur. Davacı şirket, icra uygulaması nedeniyle Habur sınır kapısında koruma altına alınan aracın korunmasından sorumlu olan davalı idarenin kusurundan dolayı aracın hurdaya döndüğünü ileri sürerek, uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı idare ise, haciz ve yakalama istemi üzerine yakalanan aracın teslim alınması ve gereğinin yapılmasının haciz ve yakalama isteyen icra müdürlüğüne bildirildiğini, gümrük işlemleri nedeniyle yakalanan araçların bekletilip korumaya alındığını, ancak üçüncü kişilerin alacakları nedeniyle yakalanan araçların korunmasının yapılmadığını belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, icra dosyasındaki haciz ve yakalama istemi üzerine yaklaşık 2 yıl gümrük sahasında kalan aracın davalının gözetim ve denetimi altında iken hasarlandığı gerekçesiyle istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, dava dışı alacaklının, bonodan kaynaklanan alacaklarını alabilmek amacıyla Hatay İcra Müdürlüğü’nde 12.02.2004 gününden itibaren birden fazla icra takibi başlattığı; davalı gümrük müdürlüğüne yazı yazan icra müdürlüğünün, dava konusu araçla birlikte başka birçok hacizli aracın yakalanmaları ve trafikten yasaklanmalarına karar verildiğini belirterek, karar gereğince işlem yapılarak sonucundan yazılı olarak bilgi verilmesini istediği; araçla ilgili 23.03.2004 günlü yazı doğrultusunda işlem yapan davalının aracın Habur gümrük sahasında park halinde bekletildiğini ve araçla ilgili gereğinin yapılmasını istediği; 25.10.2005 gününde alacaklının yakalama ve koruma altına almaktan vazgeçtiği; 13.12.2005 günü aracın sınırdan geçişine izin verildiği; davacının 13.02.2006 günü araç üzerinde tespit yaptırdığı; eylemli haczin ise 19.07.2006 günü yapılarak aracın yediemine teslim edildiği; eldeki davanın da 15.08.2006 günü açıldığı anlaşılmaktadır. İcra müdürlüğünün yazısı gereğince 23.03.2004 gününden tespitin yapıldığı 13.02.2006 gününe kadar gümrük sahasında bekletilen dava konusu araç, icra takibine konu alacağın alınması amacıyla trafik kaydına haciz şerhi konularak, yakalanıp trafiğe çıkışı yasaklanan bir araçtır. Araç, davalı idare tarafından gümrük işlemlerinden kaynaklanan bir yakalama nedeniyle bekletilmemiştir. İcra ve iflas Yasası’nın 88/2. maddesinde yer alan “Diğer taşınır mallar masrafı peşinen alacaklıdan alınarak münasip bir yerde muhafaza altına alınır” biçimindeki düzenleme gereğince taşınır malların uygun bir yerde saklanması gerekir, icra memurunun haczettiği taşınır mallara eylemli olarak el koyması gerekmezse de, haczedilen malların korunması için gereken önlemlerin alınması, malı borçlunun elinde bırakması veya Adalet Bakanlığı’na ait depo veya garaja, bulunmayan yerlerde ise yediemine teslim etmesi gerekir. Haczedilen aracın gümrük sahasında gözetim altına alınarak parkta bekletilmesi ancak geçici bir süre için söz konusu olabilir. Yasal düzenleme karşısında aracın gümrük alanından alınarak uygun bir yerde koruma altına alınması gerekir. Bu işlemi gerçekleştirmek ise davalı idarenin görev alanına girmemektedir. Kaldı ki icra müdürlüğünün yazısında da böyle bir istek dile getirilmemiştir. Davalı idare, icra müdürlüğünün yazısı gereğince işlemi gerçekleştirmiş ve bilgi vermiştir. Zarar, aracı koruma altına almak gibi bir görevi bulunmayan davalı idarenin işleminden değil, İcra ve iflas Yasası’nda düzenlenen koruma önlemlerinin alınmamış olmasından kaynaklandığından, icra müdürlüğünün yazısı gereğince işlem yaparak aracı gümrük sahasında park halinde bulunduran davalının eylemi ile zarar arasında uygun nedensellik bağının varlığından söz edilemez. Yerel mahkemece açıklanan yönler ve davalı idarenin eylemi ile uğranıldığı ileri sürülen zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunmadığı gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 04.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/6426

K. 2010/14496

T. 2.11.2010

• MENFİ TESPİT İSTEMİ ( Davalılar 4077 Sayılı Yasa Kapsamında Ayıplı Malın Satıcı Ve İthalatçısı Olup Garanti Süresi İçinde Meydana Gelen Ayıplardan Sorumlu Oldukları )

• ARAÇTA OLUŞAN DEĞER KAYBININ TAZMİNİ ( Davacı Serviste Beklediği Süreye İlişkin Aracı Kullanamamaktan Oluşan Zararın Tazminini Talep Etmiş Olmakla Davacının Bu Talepleri Doğrultusunda Davanın Kabulü Gerektiği )

• AYIPLI MAL SATIŞI ( Menfi Tespit İstemi – Davalılar 4077 Sayılı Yasa Kapsamında Ayıplı Malın Satıcı Ve İthalatçısı Olup Garanti Süresi İçinde Meydana Gelen Ayıplardan Sorumlu Oldukları

ÖZET : Dava, menfi tespit istemidir. Davacı, satın aldığı araçta oluşan motor arızası ayıbı ve bir yıl içinde araçta oluşan dörtten fazla ayıptan ötürü terditli olarak ileri sürdüğü taleplerle eldeki davayı açmıştır. Bilirkişi vermiş olduğu rapor ile, bir yıl içinde dörtten fazla farklı arıza şartının oluşmadığını, ancak meydana gelen motor arızasının imalat hatası olup kullanımdan meydana gelmediğini, her ne kadar arızanın orijinal parçalarla tamir edilmiş ise de, araçta değer düşüklüğü meydana getirdiğini, yine aracın tamiri için serviste beklediği süre için davacının günlük 75 TL zararı oluştuğunu belirtmiştir. Davalılar, 4077 sayılı yasa kapsamında ayıplı malın satıcı ve ithalatçısı olup garanti süresi içinde meydana gelen ayıplardan sorumludurlar. Davacı, dilekçesi ile de araçta oluşan değer kaybının tazmini ile serviste beklediği süreye ilişkin aracı kullanamamaktan oluşan zararın tazminini talep etmiş olmakla, davacının bu talepleri doğrultusunda davanın kabulü gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı Doğuş A.Ş avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, bayi olan davalı Dicle Oto Ltd.Şti’nden 29.9.2006 tarihinde davaya konu aracı satın aldığını, diğer davalı Doğuş Oto AŞ.’nin de aracın ithalatçısı olduğunu, aracı satın aldıktan sonra aradan bir ay geçmeden arıza yaptığını, 30.10.2006 tarihinde Balıkesir’de bulunan yetkili servise aracı götürdüğünü, arızanın ilk başta anlaşılamadığını, daha sonra yağ lambasında arıza olduğu söylenerek komple motorun indirildiğini, aracın henüz daha onbin km de dahi olmadığını, bir aydan fazla bir süre aracın yetkili serviste kaldığını, aracın Kasım ayı sonunda teslim edildiğini, arızaların halen devam ettiği gibi araçta dörtten fazla ayıp meydana geldiğini belirterek aracın yenisi ile değiştirilmesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin iadesi, bu da mümkün değilse araçtaki motor arızasından dolayı oluşan değer düşüklüğünün verilmesi ve 1 ayı aşkın süre serviste beklediği zaman diliminde beklenen faydayı sağlayamadığı için uğranılan zararın tazminini istemiş, bilahare bilirkişi raporu alındıktan sonra 19.6.2009 tarihli dilekçesi ile aracın Dicle Oto servisinde kaldığı süre içinde aracı kullanamamaktan dolayı oluşan zarardan vazgeçtiğini, bilirkişi raporu doğrultusunda değer kaybı ile birlikte serviste beklediği süreye ilişkin kullanamama nedeniyle oluşan zararın tazminini istediğini beyan etmiştir. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılardan Doğuş Oto AŞ. tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davacı, satın aldığı araçta oluşan motor arızası ayıbı ve bir yıl içinde araçta oluşan dörtten fazla ayıptan ötürü terditli olarak ileri sürdüğü taleplerle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, bilirkişiden rapor alınmış ve kısmen rapor benimsenmek suretiyle serviste beklemeden dolayı meydana gelen zarar ile parça değişiminden oluşan değer kaybı miktarından davalının sorumlu olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi vermiş olduğu rapor ile, bir yıl içinde dörtten fazla farklı arıza şartının oluşmadığını, ancak meydana gelen motor arızasının imalat hatası olup kullanımdan meydana gelmediğini, her ne kadar arızanın orijinal parçalarla tamir edilmiş ise de, araçta 1.500 TL değer düşüklüğü meydana getirdiğini, yine aracın tamiri için serviste beklediği süre için davacının günlük 75 TL zararı oluştuğunu belirtmiştir. Davalılar, 4077 sayılı yasa kapsamında ayıplı malın satıcı ve ithalatçısı olup garanti süresi içinde meydana gelen ayıplardan sorumludurlar. Davacı, 19.6.2009 tarihli dilekçesi ile de araçta oluşan değer kaybının tazmini ile serviste beklediği süreye ilişkin aracı kullanamamaktan oluşan zararın tazminini talep etmiş olmakla, davacının bu talepleri doğrultusunda davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre, davalı Doğuş Oto AŞ.’nin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte belirtilen nedenle davalı Doğuş Oto AŞ.’nin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 02.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/3395

K. 2012/10426

T. 25.6.2012

• FAİZ ( Dava Açıldığı Sırada Talep Edilmiş Olan Miktara Dava Tarihinden İtibaren Islahla Arttırılan Miktara Islah Tarihinden İtibaren Faiz İşletileceği – Araçtaki Gizli Ayıp Nedeniyle Araçta Oluşan Değer Kaybının Tahsili Davası )

• ISLAHLA ARTTIRILAN MİKTARA FAİZ ( Islah Tarihinden İtibaren Faiz İşletileceği – Dava Tarihinden İtibaren Faiz İşletilemeyeceği )

• ARAÇTA OLUŞAN DEĞER KAYBININ TAHSİLİ İSTEMİ ( Dava Açıldığı Sırada Talep Edilmiş Olan Miktara Dava Tarihinden İtibaren Islahla Arttırılan Miktara Islah Tarihinden İtibaren Faiz İşletileceği )

ÖZET : Dava açıldığı sırada talep edilmiş olan miktara dava tarihinden itibaren, ıslahla arttırılan miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davah vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Dava, satın alınan araçtaki gizli ayıp nedeniyle araçta oluşan değer kaybının tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili, ayıp ihbar sürelerine uyulmadığım ve aracın ayıplı olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; dava konusu araçtaki ayıp nedeniyle değer kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 7.000 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava açıldığı sırada 5.000 TL talep edilmiş olduğundan, bu miktara dava tarihinden itibaren, ıslahla arttırılan 2.000 TL’lik miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davah yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.  YARGITAY  11. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/12869

K. 2005/10255

T. 24.10.2005

• KASKO SİGORTA SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN TAZMİNAT ( Kaza Tespit Tutanağın Yol Yüzeyinin Islak Olduğunun Belirtildiği – Mahkemece Kazanın Oluşumu Hakkında Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınması Gerektiği )

• ARAÇTA OLUŞAN HASAR ( Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat/Kaza Tespit Tutanağın Yol Yüzeyinin Islak Olduğunun Belirtildiği – Mahkemece Kazanın Oluşumu Hakkında Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınması Gerektiği )

• KAZA TESPİT TUTANAĞI ( Yol Yüzeyinin Islak Olduğunun Belirtildiği – Mahkemece Kazanın Oluşumu Hakkında Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınması Gerektiği )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat – Kazanın Oluşumu Hakkında Yeterli Bir İnceleme ve Araştırma Yapılmaksızın Kazanın Sırf İstiap Haddinin Aşılması Sonucu Meydana Geldiği Gerekçesiyle Davanın Reddinin Hatalı Olduğu )

ÖZET : Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Çekişme, meydana gelen kaza sonucu araçta oluşan hasarın sigorta teminatı içinde olup olmadığı, davalı sigorta şirketinin bu zarardan dolayı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, kazanın oluşumu hakkında yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, kazanın sırf istiap haddinin aşılması sonucu meydana geldiği gerekçesiyle, davanın reddi cihetine gidilmiştir. Oysa, kaza tespit tutanağın yol yüzeyinin ıslak olduğu belirtildiği gibi Cumhuriyet Savcılığı’na yönelik üst yazıda da bu husus belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece, kazanın oluşumu hakkında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Tarsus Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.06.2004 tarih ve 2002/215 – 2004/343 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı müvekkiline ait aracın bir kazada hasarlanmasına rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 8.376.210.000.-liranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, meydana gelen hasarın istiap haddinin aşılmasından dolayı kasko sigortası genel şartlarının A.5.5.10 ncu maddesi hükmünce teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, kaskolu araçta taşınan İeneratörün gümrük beyannamesine göre net ağırlığının 24.500 kg, brüt ağırlığının ise, 25.000 kg olduğu, ithalatçı şirket tarafından İeneratörün nakliyesi sırasında parçalara ayrılmadığı, bir bütün halinde taşındığının bildirildiği, taşınan yükün 14 ton olduğuna ilişkin sevk irsaliyesinin gerçeği yansıtmadığı, aracın istiap haddinin trafik tescil belgesinde 14.380 kg olduğu, kazanın sırf istiap haddinin aşılmasından dolayı meydana geldiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait aracın davalı sigorta şirketine kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, sigortalı aracın tek taraflı kaza sonucu hasarlandığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayıp, çekişme, meydana gelen kaza sonucu araçta oluşan hasarın sigorta teminatı içinde olup olmadığı, davalı sigorta şirketinin bu zarardan dolayı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5.10 ncu maddesinde, taşıtın, ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşınması sırasında meydana gelen zararların teminat dışı olduğu hükme bağlanmıştır.Fakat, bu hükmün uygulanabilmesi için, riziko ile istiap haddinden fazla yük ve yolcu taşıma arasında uygun illiyet bağının bulunması ve kazanın salt bu nedenle meydana gelmesi gerekir. Başka bir anlatımla, sadece istiap haddinin aşılmış olması, rizikonun teminat dışı olduğu sonucunu doğurmaz. Somut olaya gelince, mahkemece, kazanın oluşumu hakkında yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, kazanın sırf istiap haddinin aşılması sonucu meydana geldiği gerekçesiyle, davanın reddi cihetine gidilmiştir. Oysa, kaza tespit tutanağın yol yüzeyinin ıslak olduğu belirtildiği gibi Cumhuriyet Savcılığı’na yönelik üst yazıda da bu husus belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde, kazanın oluşumu hakkında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Saygılarımla

Av. İzzet PEKSOY

GSM: 0532 480 05 96

Ofis: 0212 542 73 38

Kategoriler: GenelTAZMİNAT HUKUKU

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir